|
Gömleğin Tarihçesi
Geçmişten günümüze gömleğin yaşam süreci
|
Gömlek, ilk olarak 3. yüzyıl başlarında Roma’da “tunica interior” adıyla kullanılmış. Bu yüzden gömlek deyince akla gelen ilk ülke de İtalya oluyor. Bu dönemde gömlekler, bir kumaş parçasının ortasına kafanın geçebileceği kadar bir delik açılarak dikilmiş ve düğmesiz oldukları için kemerle birlikte kullanılmış. Daha sonra Fransa’da da yaygınlaşmaya başlayan gömleğe, 8. yüzyılın sonlarına doğru “chemise” (şömiz) adı verilmiş. Ortaçağ’a gelindiğinde ise gömlek bütün batı ülkelerinde asillerin en çok kullandığı giysi olmuş. Kılıç turnuvalarında ve savaşlarda zırhlarının üzerine gömlek giyen erkekler; savaş dönüşü, kanla lekelenmiş olan gömleklerini, cesaretlerinin ve aşklarının bir simgesi olarak sevdikleri kadınlara armağan etmişler.
Rönesans’tan itibaren gömlek giymek, toplumsal statünün bir göstergesi haline gelmiş. 1860’lı yıllarda ise ilk renkli gömlekler pastel tonlarda üretilmeye başlanmış. Genellikle ketenden dikilen gömleklere zamanla yaka kısmı eklenmiş ve boyları da biraz kısaltılmış. Modern çağda bir sembol halini alan gömlek, kadın-erkek herkesin severek kullandığı bir giysi haline gelmiş.
GÖMLEĞİ GÖSTEREN YAKASIDIR
Gömlek seçimi kişinin ayrıntılara karşı duyarlılığını ele verir. İnce bir zevkin ve statünün simgesi olarak görülen gömlek, hemen her kesimden ve her yaştan insanın tercih ettiği bir giysidir. Ayrıca iş hayatında da vazgeçilmez bir yeri vardır. Moda yazarı Carol Conop, bir iş adamının kariyeri boyunca ortalama 500 adet gömlek satın aldığını ve bu iş için 20 bin dolardan fazla para harcadığını belirtiyor.
Ayrıca Conop’a göre; ne kadar zevkli giyinirseniz, iş hayatında o kadar başarılı ve güçlüsünüz, dikkatli bir gömlek ve kravat seçimi de detaylara karşı ne kadar hassas olduğunuzu gösterir. Zevkli bir gömlek seçimi ile bulunulan her ortamda hayranlık ve ilgi uyandırmak mümkündür.
|
|
|